#scienceworks, Bilim, Bilim Politikası

Tarihin Çöplüğünde Düz Dünya

 

17. yüzyıla girmeye ramak kalmış. Avrupa’da bir ses yükseliyor: “Ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz

1600 yılının Şubat Ayı… Roma’da Campo de’ Fiori Meydanında bu sesin sahibi, etrafına toplanan kalabalığın arasında diri diri yakılıyor.

Bruno haklıydı. Ölümünü bildiren Engizisyon Yargıcı korkudan tir tir titreyecekti. Bu, artık bastıramadıkları adım adım gelen modernizmin korkusuydu. Dünyanın evrenin merkezi olmadığı ve dolayısıyla sırtlarını dayadıkları İncil’in hatalı olduğu fikri dalga dalga yayılıyordu.

Son yüzyılların hüküm süren ahmaklığı yavaş yavaş yok olacak, yerini aydınlanmaya bırakacaktı. Aydınlanma, Kilise Hükümdarlığını sona erdirecek, bilim halka ulaşacak, aymaz ruhban sınıfı gücünü kaybedecekti.

Kopernik’in, Galilei’nin, Bruno’nun hayatı pahasına savunduğu Güneş Merkezli Evren Modeli’ne karşı Yermerkezli Evren Modeli 17. yüzyılın sonlarına kadar kabul gördü. Buna karşı çıkanlar asıldı, yakıldı, işkencelerden geçti. Ancak, nihayetinde kazanan bilim oldu. Dünya yeni bir çağa girdi. Aydınlanma Çağı bilimin ve aklın çağı oldu.

Umberto Eco’nun Gülün Adı romanında bahsettiği girilemez kütüphanelere girildi, okunamaz denilenler okundu. Bruno’nun ölüm fermanını korku içinde verenler, Galilei’yi eve hapsedenler kaçınılmaz sona ulaştılar.

Feodalizm tarihin çöplüğüne gömülürken Aydınlanma ile gelen bilim beraberinde yeni bir devrimi getirdi: Sanayi Devrimi. Sanayi Devrimi ile üretim araçlarını ele geçirenler yeni bir ayrıcalıklı sınıfı oluşturdu: burjuvazi! Kilise tarihi yenilgisini yaşasa da tamamen yok olmadı, burjuvazinin ihtiyaçları doğrultusunda yeni gömleğini giyerek kapitalizme yedeklendi. Darwin, doğal seçilimi ortaya attığında kilise yine kışkırtıcı pozisyondaydı. Yine de aydınlanma tohumlarını bir kez serpmişti, Darwin’i yakamadılar.

21. yüzyılda Amerika’da Evanjelistler, onlardan devşirme Türkiye gericiliği, karanlık mücadelelerine devam ediyorlar. Evrim karşıtlığı, aşı karşıtlığı, düz dünya söylemleri hep Evanjelistler tarafından üretilip Türkiye gericiliğine entegre edilen karanlık söylemler. Bu söylemler yıllarca Fethullah Gülen eliyle Türkiye’ye taşındı, bugün de siyasi iktidardan güç bulan başka cemaatler eliyle taşınıyor. Tarih bir kez bu karanlığın sonunu yazdı. Karanlığın bu acı sonu bu kez daha aydınlık kapılara yelken açacak. Tarihsel diyalektik işlemeye devam ediyor.

Bugün Anadolu topraklarında karamsarlığa düşen herkes açsın, toplumlar tarihini bir kez daha okusun. Dalkavukların, sömürücülerin ve bunların maşası olan şarlatanların yüzyıllarca dünyayı mahkum ettiği karanlığın sonunu görsün. Bir kez daha yenilecekler; bu kez bir daha dönmemecesine. Umutsuzluğa kapılmanın zamanı değil!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir