admixture, Bilim, Bilim Politikası, bilimsel araştırma, Evrim

Mahkeme kararı: Bilimsel bir yazı neden engellelenir?

Daha önce yayınladığım “Organize Bir Bilimsel Ahlaksızlık Örneği Daha” başlıklı yazıya erişim mahkeme kararıyla engellenmiş. Sağolsunlar kararı yazmaya ve tarafıma bildirmeye dahi gerek görmemişler. OdaTV’deki link de aynı şekilde engellenmiş. Yazıda kimseye bir hakaret bulunmuyor, kişilik haklarını ihlal etmiyor. Çoğunluğu halihazırda internette var olan bilgilerden derlenmiş bir yazıya hangi mantıkla erişim engellenir anlamak mümkün değil. Yazının bir örneğini aşağıda bulabilirsiniz.

Bugün size, bilim dünyasında bu aralar yakınen tanık olduğum büyük bir tartışma hakkında yazacağım. Etik değerler, yayın tekellerinin yarattığı sorunlar ve daha niceleri… Buyrun.

Birkaç senedir Aşkenezi Yahudilerinin kökeni, bilim camiasında tartışma konusu. Ortaya atılan Hazar Teorisine göre Aşkenazların Hazarlardan ayrılan bir kol olduğu ortaya atılıyor. Aslında size anlatacağım hikaye bu değil ancak bağlantılı.

Bu hikayeden yola çıkan Eran Elhaik, Hazar Teorisi’nin ispatı için genetik çalışmalara girişti birkaç yıl önce. Bu kapsamda da ekibiyle birlikte GPS, yani Coğrafi Nüfus Yapısı adında bir yazılım üretti. Kabaca GPS, genetik verileri karşılaştırarak toplumların kökenlendiği “köyleri” ortaya çıkarabileceği iddiasında bulunuyor. Genetik verilerin karşılaştırılarak, toplumların göç yollarının ve birbirileriyle ilişkilerinin belirlenebildiği doğru. Halihazırda benim doktora tezim de bu konuda zaten. Ancak kökenlendiği “köy” konusu eğer gerçekten doğru olsaydı oldukça ilginç olurdu.

GPS yazılımı, benim de içinde bulunduğum bir çalışmada1 kullanıldı, durumun pek de öyle olmadığı anlaşıldığından GPS’den ziyade daha doğru sonuçlar veren diğer yazılımlara ağırlık verildi. Henüz taze bir doktora öğrencisi olarak, aklıma “yahu Elhaik çatır çatır köyleri ortaya dökerken biz niye bunu etkili bir biçimde kullanamadık ki” sorusu geldi elbet. Şimdi yavaş yavaş durum aydınlanıyor.

Olayın başlangıcı

Elhaik’ın hikayesinin başına dönelim. İlk olarak GPS’i tanıttıkları makale Nature Communications gibi alanın ağır toplarından sayılan bir dergide yayınlandı2. Elbette böyle bir dergide yayınlanmış hakemlerin denetimlerini başarıyla geçmiş bir makale, sorunları açısından çok fazla irdelenmedi. Dikkatli gözler o dönemler durumu fark etse de çok ses getiren bir tepki oluşmadı.

Sonraları Elhaik ve ekibi elbette boş durmadı. Hazar Teorisinin ispatını bu programı kullanarak yapmaya giriştiler. Bunun sonucunda, birçok dilbilimcinin asla doğru kabul etmediği dilbilimsel yaklaşımlarla da desteklemeye çalıştıkları bir makale3 yayınlandı. Makalede Yidiş dilinin Slavik kökenli olduğu iddiasından yola çıkılıyordu ve bunun GPS ile yapılan analizler tarafından desteklendiğini öne sürüyorlardı. Bu noktada benim de danışmanım olan Pavel Flegontov konuyu yakın markaja aldı. University Collage London’dan Mark Thomas ve birtakım dilbilimcilerle birlikte bu iddiaya karşı bir çalışma başlattılar. Bu süreçte GPS yazılımı incelendi, dilbilimciler de Yidiş diline yönelik iddialar üzerinde çalıştılar. Sonuçta aynı dergide bu iddiaya karşı bir cevap yayınlandı4. Hatta ben de bunun üzerine BilimsoL’da bir haber yazmıştım5.

Ancak burada dikkat çeken durumlar vardı. Birincisi, makalenin yayınlandığı Genome Biology and Evolution dergisi normalde öyle çok da disiplinlerarası makaleler basan bir dergi değildi. Ne oldu da bu makaleyi ilk etapta elemediler? İkincisi, çok temel bazı noktalarda hatalı olan bu yöntem nasıl katı hakem kurallarını aşıp yayınlanabildi? Yoksa o hakem kuralları o kadar da katı değil miydi? İşte işler bu noktada karışmaya başladı. Derginin editörlerinden Dan Graur (ki kendisi ünlü bir evrimsel biyologtur) Eran Elhaik’ın doktora danışmanıydı.

Pavel bunun üzerine Facebook’ta bir gönderi yayınladı. Altındaki yorumlarda 2014’teki Nature Communications makalesinin ortak yazarlarından birisi, o makalede hakem yorumlarının “normalden daha hafif” olduğunu itiraf etti. Bir süre sonra Facebook sessiz sedasız, hiçbir bildirimde bulunmadan gönderiyi kaldırdı. Pavel, bunu fark edince tekrar yayınladı6. Neyse ki bir öncekinde bulunan yorumların ekran görüntüsü alınmıştı.

Şirket ne arar la bilimde?

Tabii bu noktaya gelene kadar iş artık resmen bilimsel bir savaşa dönmüştü. Öyle ki bir ara herkes birbirinin üzerine makale fırlatıyordu. Elhaik da eleştirilere yönelik bir pre-print yayınladı7, sanıyorum yayınlayacak dergi bulunamadığından pre-print halinde kaldı.

Bu arada Nature Comms’daki 2014 makalesinin ardından kurulan bir şirket dikkati çekti. Prosapia Genetics adındaki şirket GPS yöntemini kullanarak atasal köken belirleme testleri yapıyor ve satıyordu. Normal koşullarda şirketin makale yazarlarıyla alakası yokmuş gibi görünse de durum öyle değildi. Buradaki hikayenin bütününü de Pavel yine blogunda yayınladı8. Makale yazarları alenen şirketle ilişkilerini gizlemişlerdi. Makalenin yayınlandıktan yaklaşık 20 gün sonra alınan websitesi ismi makalenin sorumlu yazarlarından Tatitana Tatarinova adına kayıtlıydı. Ancak yazarlar makalede “conflict of interest” yani “çıkar çatışması” olmadığını bildirmişlerdi. Bunun anlamı, “biz bu sonuçları ticari olarak kullanmayacağız, herhangibir ticari oluşumla da alakamız yok” demek. Buna rağmen belli ki henüz makale yayınlanmadan ticari girişimler başlamıştı! İşin kötüsü şirketle ilişkisi olan yalnızca Tatiana değil, aynı zamanda Elhaik’tı.

Durum ortaya çıkınca dergide çıkar çatışmasına yönelik bir düzeltme yayınlandı9 . Düzeltme, aslında makale yazarlarının çoğunun çeşitli şirketlerle işbirliği yaptığını gösterdi. İlginçtir, Elhaik şirket bağlantısını yine kabul etmedi.

Sular durulmuyor?!

Tartışmalar tam durulmuşken, Elhaik geçtiğimiz haftalarda yeni bir makaleyle çıkageldi. Bu sefer konu Dürzü’lerin kökeniydi. Yöntem bu kadar tartışılmasına rağmen inatla kullanmaya devam ediyor, dahası makalelerini basabilecek bilimsel dergiler bulabiliyordu. Bu makale de yine Nature Yayın Grubuna ait Scientific Reports’ta yayınlandı. Burada nasıl bir hakem yorumlarıyla karşılaştı, süreç nasıl atlatıldı bilinmiyor. Ancak Scientific Reports’ta biz gayet olması gereken bir hakem sürecine dahil olmuştuk. Belli ki bu “olması gereken süreç” herkese aynı işlemiyor.

Bunun hemen ardından, yine GPS metodunu kullanan ve muhtemelen Elhaik ile bağlantılı bir şirket dikkatimizi çekti: GPS Origins. Genetik köken şirketlerini değerlendiren yazar Debbie Kenneth, şirkete kendi genetik datasını gönderip saçma sapan sonuçlar aldığını belirten bir mail attı. Bunun üzerine, buradaki doktora sonrası araştırmacı olarak çalışan arkadaşım ile ben de durumu merak edip şirkete genetik verilerimizi gönderdik. Sonuçların tamamını Kenneth derleyip blogunda yayınladı10. Beklendiği gibi sonuçlar bırakın kökenlenen köyü, ancak ve ancak alt-kıtayı tespit edebiliyordu. Mesela benim kökenimin bir tarihte Türkiye’den geçtiğini tespit edebildi. Ailemin bir kısmı Rusya’dan Anadolu’ya oradan da Girit’e göç etmiş, diğer kısmı ise Anadolu’dan Ermenistan’a göçmüştü. Ancak benim aile öykümün bununla alakası yok. Kenneth’in blogunda sonuçların ayrıntılı bir değerlendirmesi bulunuyor.

gps

Şirketin verdiği interaktif harita şu linkten görülebilir:

https://gpsorigins.com/share/f342150c389fb3177c3de8dd4a41d6e3

Bu linkte de şirketten gelen tam rapor bulunuyor: https://drive.google.com/file/d/0B-4e2Y28-liiMnNDNmwxZkhwRkk/view

GPS Origins’ten gelen ADMIXTURE sonuçlarına göre %10.9 oranında Batı Sibirya, %12.8 oranında Güneydoğu Hindistan bileşeni taşıyormuşum. Ancak ne bizim laboratuvarda yaptığımız ADMIXTURE analizlerinde, ne de 23andme şirketinden aldığım sonuçlarda böyle bir şey yok. Açıkça daha sonuçlar başından hatalı. Bir önceki şirketleri Prosapia Genetics’i kullananların internetteki yorumlarına göre bir çok insanın atasal kökeni okyanusun ortasında çıkmış. Buradan tecrübe kazanmış olacaklar ki yeni şirkette en yakın kara parçasına yönlendiriyorlar 🙂

Bunun üzerine Elhaik bir cevap yayınladı11 ama cevap “ben şimdi buraya çıktım, ama sorun bir neden çıktım” düzeyinde olduğundan çok da değinmiyorum, buyrun okuyun. Sadece şunu söyleyeyim. Kılpayı kaymalar olmuş dediği yerlerin arası 2 bin kilometre 🙂

Bilimsel Ahlaksızlığın Dikalası!

Biz bunlarla eğlenirken bambaşka bir gelişme oldu. Andrew Millard, 2014’teki makaleyi ve GPS’in kodlarını inceledi ve blogunda yayınladı12 . Sonuç dehşet! Makalede yayınlanan formüller ile GPS kodları birbirini tutmadığı gibi, veriler üzerinde açık bir maniplasyon yapılmış. Makale sonuçları asla tekrar edilebilir değil. Açıkçası kimsenin aklına bu kadarı gelmemişti. Her şeye cevap yetiştiren Elhaik, henüz bu konuda sessiz, dergiden de bir açıklama gelmiş değil.

Tüm bunlar birbirine paralel yaşandığı için olay sırasında kaymalar var. Affedin. Öyle bir rüzgar esti ki burada, bir ara ben bile takip edemez oldum.

Kim bu Erol Egemen?!

Yine bunlara paralel olarak ben bir şey keşfettim. Tabii ki Aşkenazların kökeni Türk’tür dersiniz de bizim “Dünya Türk Olsun”cular işe girmez mi? Makale yayınlandığında Türkiye basınında üç-beş haber çıksa da devamı gelmediğinden ben çok da bu tarafa gözümü dikmemiştim. Meğer neler kaçırmışım!

Geldik olayın en heyecanlı yerine 🙂 Elhaik’ın Dürzü makalesini Türkiye’den birine Twitter üzerinden ilettiğini fark ettim. İlettiği kişi Ahmet Reyiz Yılmaz. Adıyla müstesna bu kişi, 2009 Kurultayında MHP’nin başkan adayı imiş. Daha sonra Muhafazakar Yükseliş Partisini kurmuş. Kendisi “Türk – İslam Davası – Bir İbrahim Kavgası” adında bir de kitap yazmış. Kitaba henüz ulaşamadım ancak ufak bir araştırmayla, Yahudilerin Türk olduğu iddiasıyla yazıldığını öğrendim ve elbette Elhaik’ın çalışmalarıyla da ilişkilendiğini.

Elhaik, Aşkenaz’larla ilgili makalesinde3 Ahmet Reyiz Yılmaz’a teşekkür etmiş. Hatta bir haber sitesine göre13 İngiltere’de dört üniversite kitabını kaynak olarak kullanıyormuş. (Bence haberi mutlaka okuyun, akşam eğlencesi olur.) Neyse, yalnız şöyle bir sorun var: sayın Yılmaz kendisini Elhaik’a doktor olarak tanıtmış olacak ki makalenin teşekkür kısmında isminin önünde doktor unvanı var 🙂 Ancak hakkında onlarca haberin içinde ve dahi viki sayfasında kendisinin doktoralı olduğuna dair hiçbir kanıt bulunmuyor. Kitabını pazarlarken böyle muhteşem bir bilgiyi atlayacağına nedense inanmıyorum. En yüksek eğitim durumu “Uluslararası finans ve Ekonomi üzerine master” olarak belirtilmiş ki onu da nerede yaptığını viki sayfasında yazmamış14. Anlaşılan o ki zat bir tarihçi falan da değil.

Peki bu zat kim? Kendisi İsrail’de bir inşaat firması sahibi. Az önce baktığımda firmanın sitesinde yönetimde bulunmadığını gördüm. İsrail’de vergi davalarıyla vs uğraşmış. Yalnız uğraştığı başka bir dava daha var: Köle ticareti! OdaTV’de rasladığım bir haberde15 resmen köle ticaretinden yargılanmış olduğu yazıyor. Firmasında çalışan Türklerin pasaportlarına el koyup tamamen karın tokluğuna çalıştırmış. Bunun üzerine İnsan Hakları Kurumları işçileri kurtarmış. Barış Terkoğlu da MHP Başkan adayı olduğu dönemde kendisinin bütün foyalarını ortaya dökmüş. Türkiye’de tam bir ırkçı olan Yılmaz, İsrail’de tam bir Yahudi(Ben demiyorum, bir tarihte “dünyaya Yahudi gözünden baktığını” söylemiş). Aile geçmişi hakkında iki tarafta da farklı bilgiler veriyor. Türkiye’de Lenin’i bile işin içine karıştırmış. Neyse, ayrıntıları Barış Terkoğlu’nun haberlerinden okuyabilirsiniz16. Alevilerle ilgili saçma sapan iddialarını da googleyarak bulmanız mümkün.

Sonuç

Çok uzattım, kısaca bağlıyorum. Bilimle ilgili bir skandalda daha ucundan da olsa ülkemizin adının geçmesinin haklı gururunu yaşayalım hep beraber. Bu sefer bizden biri organize etmemesine rağmen çok sağlam bir organizasyonun döndüğü açık. Halen hayret ettiğim, Dan Graur gibi bir adamın tüm bunlara nasıl alet olduğu? Halen fark etmemiş olduğuna inanmak istiyorum. Dergilerin duruma alet olması ise bilime olan güveni zedeleyecek cinsten. Tabii ki sistem zaten bozuk olunca herkes kendi arpasına bakıyor. Bu nedenle bangır bangır “bilime açık erişim olsun”, “bilim halkındır, tekellere emanet edilmesin” diye bağırıyoruz. Malesef, şirketlerle, patentlerle çevrilen, sistemin kirli oyunlarına alet edilen bilimden ancak bunlar çıkıyor. Artık paçalarımızdan akan pislikten bilim de muaf değil. Dünyada temiz olan ne varsa hızla kirletiyorlar. İşte bu nedenle, hayatın her alanında mücadeleye devam!

Kaynaklar

 

2 thoughts on “Mahkeme kararı: Bilimsel bir yazı neden engellelenir?”

  1. Üniversite öğrencileri kaynakça hazırlayıp bitirme tezi yapar genelde, yani halihazırda üniversite eğitimi görmüş bir insan rahatça kaynakça hazırlayabilir, bundan aciz bir bilim adamı var elimizde.

    Daha da kötüsü kaynak aldığı çalışma olsa gerek, daha içeriğini okumadan bile insana tebessüm ettiriyor. Bunu yazan insan hakkındaki bilgileri okuyunca daha da gülesim geldi.

    Bu çalışma birçok haber sitesinde yayınlandı ve bu insanlar sözde itibar kazandılar. İnsanların yüzüne baka baka yalan söylediler, başka bir açıklaması olamaz herhalde.

    Bence bu dava utanç davası olabilir, bir doktora öğrencisinin bile çürütebileceği güzellikte çalışmalar yapan bu iki insanı canı gönülden kutluyorum…

  2. Sahsi hesaplar ugruna bilimi boylesi kirli islerina kullanmalari mide bulandirici. Utanmadan bir de bunlari ortaya cikaranlara karsi mahkeme karari nasil cikartabiliyorlar akil alir gibi degil. Bertrand Russell in “Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.” sozunun cok daha otesine gecmis, gercekleri soyleyenleri de bastiran bir kustahlik boyutuna varmis. Bilim icinde hatalar her zaman olacaktir, onemli olan bilime deger verenlerin bu yanli goruslere sahip kirli isleri gercek bilimden ayirmalaridir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir