#scienceworks, Bilim, Bilim Politikası, Evrim, Politika

Evrim Kuramının Türkiye ile İmtihanı

Oldukça uzun zamandır, Türkiye eğitim sisteminde tartışılan en büyük mesela müfredatta evrim meselesi. Bu derlemeyi yapmak uzun zamandır aklımdaydı, bir türlü fırsat bulamadım. Son zamanlarda mufredat meselesi bir kez daha konu olmuşken kısa bir özetin faydalı olabileceğini düşündüm.

Bu yazıda esasen değinmek istediğim konu “evrim var mıdır yok mudur” olayı değil. Bunu, ilgili birçok kaynakta ve etkinlikte anlatıyoruz zaten. Ben daha çok Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarında, soru önergelerinde ve dönemin gazetelerinde evrimle ilişkili olan tartışmaları derlemek niyetindeyim. Elbette güzide TBMM’nin muhteşem sitesinin elverdiği ölçüde, zira arama yapmak ayrı, belgeleri açmak ayrı dert. O nedenle bu bölümde, 1980 sonrasına -özellikle Vehbi Dinçerler Dönemine- yoğunlaşacak şekilde elimdeki bilgileri toparlamaya gayret edeceğim. Eğer zaman bulabilirsem, daha sonraki dönemi de başka bir yazı ile anlatmak gibi bir hayalim var 🙂

Öncelikle Cumhuriyet Döneminde müfredatta evrim teorisinin okutulması tarih dersleriyle başlıyor. 1931 yılında yazılan Tarih kitabı ders kitabı olarak okutulmaya başlıyor. Dört ciltten oluştuğu bilinen bu kitapta canlıların oluşumundan insanın evrimine kadar dönemin bilimsel bilgileri ışığında oldukça aydınlanmacı bir çizgide yazıldığı söyleniyor. Söyleniyor diyorum, çünkü kitaba ulaşma şansım malesef olmadı. Ancak kısa bir Google aramasıyla gericilerin çıldırdığını görmek mümkün. Bu kitabı ilk kez, yanlış hatırlamıyorsam, 2. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumunda bir sunumda duymuştum.

Sonraları neler olduğu, eğitimci Nazlı Somel’in 2007 yılında Manisa’daki Biyoloji Eğitiminde Evrim Sempozyumunda yaptığı sunumda tarihleriyle beraber güzelce açıklanmış1. Somel’in sunumundaki tarihlendirmeye göre 1942 yılında Tarih derslerinden evrim teorisi çıkarılıyor ve tarih dersleri Yontma Taş Devri ile başlıyor. Daha sonra evrim teorisinin tekrardan müfredata girişi, soru önergelerine verilen cevaplardan anladığım kadarıyla Eylül 1957’de 215 sayılı Talim ve Terbiye Kurulu Kararıyla oluyor2. Kaynakta görüleceği gibi o dönem Biyoloji değil, Tabiat Bilgisi dersi işleniyor ve dersin içeriği oldukça güzel. Lise 2. sınıfta Evrim ve Delilleri-Evrim Teorileri başlığıyla konu işlendiği gibi, Lise 3. sınıfta da jeoloji ile birlikte fosil bilgisi öğrencilere kazandırılıyor. Muhtemelen 1930’lu yıllara göre daha geri bir içerikte olsa da bugünkünden çok daha ileri bir noktada olduğu anlaşılıyor.

1960-70’li yıllara ait Meclis internet arşivinden kaydadeğer bilgi çıkartamadım. O yıllarda Fetullah Gülen’in evrim karşıtı propagandalarının yoğun olduğu birçok kaynakta belirtilmiş.

80’li yıllara geldiğimizde bizi bugünkü karanlığa getiren 12 Eylül ideolojisinin etkilerini hemen görüyoruz. 13 Aralık 1983’te yaklaşık 2 yıl boyunca görevine devam edecek olan Vehbi Dinçerler Milli Eğitim Bakanlığına geliyor ve esas serüven onunla başlıyor. Bakanlığı döneminde sürekli tartışılan Dinçerler’in en büyük mücadelesi evrim karşıtlığı oluyor. Yaptığı ilk işlerden biri, Amerika’daki Yaradılış Araştırma Enstitüsünü arayarak, oradan evrim karşıtı fikirleri devşirmek oluyor. Bu durum Enstitünün 1992 yılında yayınladığı Acts and Facts dergisinde şöyle açıklanıyor:

“1980’li yılların ortalarında birgün ICR, Türk Milli Eğitim Bakanı Mr. Vehbi Dinçerler’den, davetsiz bir telefon aldı. Dini bütün bir müslüman olarak Mr. Dinçerler yaratılışa inanıyordu (yaratılışın Kur’an’daki anlatımı İncil’deki ile hemen hemen aynıdır). Türk Hükümetinin bir üyesi olarak, tüm eğitim sistemine vakıf olduğu için okullarında baskın olan laik temelli salt evrim öğretimine son verip, bunun yerine yaratılış ve evrime eşit zaman ayrıldığı iki modelli bir sistemi getirmek istiyordu. Bunun sonucu olarak yaratılışın bilimsel (İncil’deki değil) kanıtlarını içeren ICR’nin çeşitli kitapları Türkçe’ye çevrildi ve Türkiye’de tüm okul öğretmenlerine dağıtıldı.” 3

Görüldüğü gibi bu adamların laiklikle derdi bugün başlamadı. Uzunca bir süre açıklamaya yürekleri yetmese de bir yerlerden fikirleri fırlıyordu.

Hız kesmeden “çalışmalarına” devam eden Dinçerler, Yaradılış Araştırma Enstitüsünden devşirdikleri bilgilerle “Evrim Teorisi Hakkında Rapor Özeti” isimli ucube bir yayını Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde yayınlıyor4. Dinçerler’in önsözü ile başlayan kitapta yazar ismi bulunmuyor. Ancak, Meclis tutanaklarında bu raporun ikisi doçent üç kişilik “ilim heyeti” tarafından yazıldığı belirtiliyor5. Bu kişiler Prof. Dr. Münip Yeğin, Doç. Dr. Adem Tatlı ve Doç. Dr. Edip Keha. Münip Yeğin, Said-i Nursi’nin öğrencilerinden Abdullah Yeğin’in kardeşi. Edip Keha, Münip Yeğin’in doktora öğrencisi. Kendisi Nurculuk ve tarikatlarla bağını gayet ayrıntılı bir biçimde açıklamış6. Adem Tatlı’nın kim olduğunu ise biliyoruz7.

Dinçerler, önsözde “evrim teorisinin ilim adamları tarafından ekseriyetle eksik ve tutarsız bulunduğunu” vurguluyor. Bu noktada belirtmek gerekir ki Dinçerler İnşaat Mühendisi. Dolayısıyla bu konuda bir uzmanlığı bulunmuyor, salt gericilikten beslenen bir dürtüyle tüm bu girişimlerde bulunuyor, tabii bu noktada ne tür akçeli işlerin döndüğünü bilmek imkansız.

Bu arada Dinçerler okullara “evrim teorisinin bir kanunmuş gibi okutulmaması” için bir genelge gönderiyor. Arkasından bu görüşü destekleyen ve desteklemeyen öğretmenlerin listesi isteniyor, bu listeler kuvvetle muhtemel fişleme amacıyla kullanılıyor. Bir süre sonra “Darwin Konseyi” adı verilen 91 bakanlık mensubu, bilim insanı ve öğretmenden oluşan bir toplantı yapılıyor8. Bu toplantıda Dinçerler, “Biz yasakçı değiliz, evrim teorisinin yanında yaradılış teorisinin de okullarda okutulmasını istiyoruz.” içerikli bir konuşma yapıyor. Aynı konuşmada 1980 yılında dönemin ABD Başkanı Reagan’ın da “evrim teorisi hakkında ciddi endişelerim var” dediğini hatırlatıyor. 12 Eylül darbesinin Amerikancı karakterinin yansımalarını burada da görüyoruz.

O dönem Halk Parti milletvekillerinden Turgut Sözer tarafından eleştirilen Dinçerler, Turgut Sözer’in eleştirilerinin Atatürkçülüğe aykırı olduğunu ve bu yaklaşımın bizi Orta Çağ karanlığına götüreceğini söylüyor. Bugün, 2017 yılında Türkiye’nin Orta Çağ karanlığından kimin sorumlu olduğunu belirtmeye gerek yok sanıyorum.

Peki Turgut Sözer nasıl eleştirdi? “Darwin Konseyi” toplantısından bir gün önce meclis konuşmaları sırasında Turgut Sözer’in Vehbi Dinçerler’e yaptığı eleştiriye yapılan Meclis tutanaklarından erişmek mümkün. Sözer’in konuşmasındaki bazı tespitler oldukça önemli:

“Millî Eğitim Bakanı olmuş bir zat çıkıyor ve «Darwin Teorisi kanun gibi takdim edilmesin» diyor. Görülüyor ki, Sayın Millî Eğitim Bakanı, Atatürk’ün ölümünden neredeyse yarım asır sonra, tıpkı bir isyan gibi, muhteşem o büyük inkılabını sarsmaya çalışıyor.

Sayın Millî Eğitim Bakanı her şeyi istediği gibi yapacağını sanarak, millî eğitim yapısında istediği değişikliğin arzusuna göre olacağını düşünerek at koşturmayı yeğ görüyor. Onu destekleyen, bu yolda teşvik eden, mektup yazan, telgraf çeken Atatürk karşıtı kişiler olabilir, bu konuda çevresine aldığı uzmanlar ve ona bu yolda yol gösteren kişiler bulunabilir, bizzat Sayın Millî Eğitim Bakanı geldiği örgütten aldığı ilhamla, yetişmeyle bu görüşlere inanabilir; ama bir gerçek var ki, çağımızda ırmakları ters döndürmek asla mümkün değildir. Bundan sonra da bu ters döndürmenin yapılacağına ve başarılı olacağına inanmıyorum.”

Sözer, Dinçerler’in bir örgüt mensubu olduğundan bahsediyor. Hangi örgüt mensubu olduğundan bahsedilmemiş. İlginç bir ayrıntı.

Aynı oturumda Vehbi Dinçerler, Turgut Sözer’e akla ziyan açıklamalarla cevap veriyor. Muhteşem bir “demokrasi ve özgürlük” vurgusu yapıyor, millet karar verir diyerek adeta o yıllarda bugünleri yaşatıyor. Başkan Reagan’ı kendisine örnek aldığını sandığım Dinçerler, Reagan’ın evrim karşıtlığını burada da vurguluyor. Tunceli milletvekili Ali Rıdvan Yıldırım “Reagan büyük bir bilim adamı” diye dalga geçerken, Kahramanmaraş milletvekili Turan Bayezit “Onu da mı Amerika’dan kopya aldınız?” sorusuyla akıl açıyor 🙂

Tartışmalar sürerken yine bir basın toplantısı yapan Dinçerler, “Şerefsizim ben Darwin’e karşı değilim ancak görüşlerine de katılmıyorum. Aslında bu tartışmayı açtığım ve bu konuda yasak koymadığım için bana teşekkür edilmesi gerekir” açıklamasında bulunuyor9. Ne diyelim? Teşekkürler Vehbi Bey!

Ancak Dinçerler’in bu özgürlükçülüğü çok da uzun sürmüyor. Sürekli gazetecilerle tartışma haline olan bakan, basınla barışmak amacıyla bir resepsiyon veriyor10. Lakin kendini tutamamış olacak ki anlaşıldığı kadarıyla bu bir barışma olamıyor. Örgüt konusu burada da gündeme geliyor. Yürekli bir gazeteci kendisine “Nakşibendi tarikatıyla bağlantınız olduğu söyleniyor, doğru mu?” deyince, Dinçerler çok “şık” bir cevap veriyor: “Senin de başka bağlantıların olduğu söyleniyor. Mesela AIDS gibi. Senin AIDS’le ne bağlantın varsa benim de o tarikatla öyle bağlantım var.

Aynı toplantıda müfredat konusu da gündeme geliyor ve sorulan sorulara bakan şu cevabı veriyor: “Biz istediğimizi öğretiriz, sizin istediğinizi değil. Müfredat programını biz yapıyoruz kardeşim.

Sanıyorum Vehbi Dinçerler’in en önemli problemi öfke kontrolü. O anlarda gerçek düşünceleri ağzından çıkıveriyor.

Evrim tartışmaları, Dinçerler döneminde kapanmıyor tabii ki! Sonraları defalarca soru önergelerine, demeçlere konu oluyor. O kadar çok ki! Eğer toparlamayı becerebilirsem, o da başka bir yazının konusu olsun. Ancak tüm bu çabaların artık bugün sonuç verdiğini görüyoruz. Evrimin adına bile tahammül edemeyenler, müfredattan tamamen silmeye çalışıyor.

O kadar kolay mı? Elbette değil. Bilim insanları mücadeleye devam ediyor. Sizi şöyle alalım.

Kaynaklar

  1. Somel, N. (2007), Türkiye’de Biyolojik Evrim Kuramı Eğitiminin Tarihsel ve Sosyolojik Bir Değerlendirmesi, Biyoloji Eğitiminde Evrim Sempozyumu, Malatya. http://biyolojiegitim.yyu.edu.tr/ders/ev/sem/evrb/16.pdf (Erişim tarihi: 4 Mart 2017)
  2. Talim ve Terbiye Kurulu, 21 Ocak 1957 tarih ve 215 sayılı Karar (Liselerin müfredat programı hk.), T.C. Maarif Vekaleti Tebliğler Dergisi, Sayı 976.
  3. Kence, A. (2007), Biyoloji Eğitiminde Evrim ve Yaratılışçılık, Biyoloji Eğitiminde Evrim Sempozyumu, Malatya. http://biyolojiegitim.yyu.edu.tr/ders/ev/sem/evrb/16.pdf (Erişim tarihi: 4 Mart 2017)
  4. Milli Eğitim Bakanlığı (1985), Evrim Teorisi Hakkında Rapor Özeti, Ankara: Milli Eğitim Basımevi.
  5. TBMM Tutanak Dergisi, Dönem XVII, Birleşim 82, c. 14 (4 Nisan 1985): 424-427.
  6. Cemaatler birbirini tanımalı. Risale Haber (2009). http://www.risalehaber.com/cemaatler-birbirini-tanimali-59459h.htm (Erişim Tarihi: 4 Mart 2017)
  7. Fethullah Gülen’le poz veren AKP milletvekilinden açıklama. Sol Haber Portalı (2016). http://haber.sol.org.tr/toplum/fethullah-gulenle-poz-veren-akp-milletvekilinden-aciklama-170434 (Erişim Tarihi: 4 Mart 2017)
  8. Dinçerler’in “Darwin Konseyi” toplandı. (1985, 6 Nisan). Milliyet Gazetesi, s. 3.
  9. Şerefsizim Darwin’e karşı değilim. (1985, 16 Nisan). Günaydın Gazetesi.
  10. “Biz istediğimizi öğretiriz kardeşim”. (1985, 12 Eylül). Milliyet Gazetesi, s. 2.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir