Bilim, Bilim Politikası, Politika

Çocuk Çocuktur, Gelin Tecavüzcü Kılıfıdır!

Çokça yazılıp çizildi, çocuk yaşlarda evliliğin zararları. Bu konuda yapılmış binlerce çalışma mevcut. Bunun artık siyasi iktidar tarafından anlaşılamamış olduğunu düşünmüyorum. Yapılan, sadece safi kötülük, tecavüzcü zihniyetin toplumu bir kez daha katlidir. Elbet biliyoruz gericiliğin bilimle derdi olduğunu, tecavüzcülerin en yakın dostu olduğunu, defalarca örneklerini gördük. Yine de en acil görev olarak, çocuklarımızı tecavüzcülerden ve onların koruyucularından korumak için yılmadan usanmadan anlatayım dedim.

Çocuk evliliği kavramı, dünyada 18 yaşından erken resmi veya resmi olmayan evlilikleri kapsıyor. UNICEF’in çalışmalarına göre dünyada 700 milyon kadın çocukken evlendirilmiş. Bunların 3 te 1’i ise 15 yaşından önce evlenmiş çocuklar. 2014 yılının Ocak ayında TÜİK’in yaptığı açıklamaya göre, tüm resmi evlilikler içinde 16-17 yaş grubu kız çocuklarının evlendirilme oranı 2002’den 2012’ye kadar %7-8 bandında seyretti. Bu oran resmi evliliklerin oranı olmakla birlikte aynı dönemde imam nikahıyla ve daha küçük yaşta evlenenleri kapsamıyor. UNICEF’in Türkiye verilerine göre ise durum oldukça farklı. Aynı oran, Türkiye’de 2008-2014 yılları arasında UNICEF’e göre %15, toplam evlenme sayılarına oranladığımızda bu yıllar arasında yüzbinlerce 16-17 yaş grubu kız çocuğunun evlendirildiğini görüyoruz. UNICEF, aynı zamanda 15 yaş altı çocukların evlenme oranının Türkiye’de %1 olduğunu bildiriyor. Dolayısıyla henüz ilk ve ortaöğrenim sıralarında olması gereken onbinlerce kız çocuğu 15 yaşından önce evlendirilmiş. Bu sayılar korkunç tabloyu gözler önüne seriyor. Bu konuda bir çok kuruma ait daha ayrıntılı raporlar bulunabilir.

Şimdi bu aşamada çocukların gelişim örüntülerine bakmakta yarar var.

Fiziksel etkiler:

Genellikle toplumlarda büyük bir hata olarak, regl döneminin başlamasıyla kız çocuğunun cinsel ilişki için hazır olduğu yanılgısı var. Regl döneminin başlangıcı, toplumlar ve farklı sosyoekonomik durumlar arasında değişkenlik gösterdiği gibi çevresel ve genetik faktörlere de bağlı. Bu nedenle kız çocuklarının aynı dönemde aynı gelişimi göstermeleri beklenemez. Bununla beraber, çocuklar fiziksel olarak cinsel olgunluklarını ergenlik dönemini takip eden yıllar içinde  geliştirmeye devam ederler. Dolayısıyla regl başlangıcı cinsel olgunluğa kesinlikle işaret etmez. Pelvis (kalça), rahim, meme ve dış cinsel organların gelişimi ergenlik döneminde olur. Bu organlar gelişmeden yaşanan cinsel ilişki, çocuğun yaşayacağı duygusal şokun yanında büyük bir fiziksel acı sebebidir. Dahası, bu şekilde zorlamayla yaşanacak bir cinsel ilişki çocuğun birçok enfeksiyonel hastalığa açık hale gelmesine neden olacaktır.

Bu fiziksel gelişimler, yukarıda belirtilen parametrelere bağlı olmakla birlikte, 15 yaş altı çocukların çok yüksek oranda gelişimlerini tamamlamadığı ve cinsel ilişkiye fiziksel olarak hazır olmadıkları yapılan çalışmalarda gösterildi. 15-17 yaş grubunda ise yukarıda belirtilen faktörlere bağlı olarak geç gelişim gösteren kız çocukları, cinsel olgunluğa erişmiş kabul edilemez. Eğer herhangibir sağlık problemi bulunmuyorsa, 18 yaş üstü bireylerin bu gelişimlerini tamamladığı söylenebilir.

Psikolojik etkiler

Bir çocuğun psikolojik gelişim aşamalarında ergenliğin rolü oldukça büyük. Ergenlik döneminde duygular, bireyler arası iletişim, eleştirel ve mantıksal düşünme ile ilişkili zihinsel süreçlerde ve beynin çeşitli yapısal parçalarında gelişmenin devam ettiğini ve bireyi erişkin yaşama hazır hale getirdiğini biliyoruz. Bu karmaşık gelişim, bedendeki değişimlerle de oldukça ilişkili. Ergenlik dönemiyle birlikte salgılanmaya başlayan hormonlar bireyin psikolojik gelişiminin tamamlanmasına yardımcı oluyor. Fiziksel gelişimin bireyler arasında fark göstermesi de psikolojik gelişimin bireye özgü olmasını sağlayan faktörlerden. Kız çocuklarında, östrojen ve progesteron gibi hormonlar adet döneminin başlamasından yaklaşık iki yıl önce beynin adrenal korteksinden salgılanmaya başlıyor. Adet döneminin başlaması ile bu görevi yumurtalıklar devralıyor.

Beynin gelişim aşamalarında kız çocuklarında 12-14 yaşlar arasında kavramsal düşünmeyi sağlayan bağlantılar kurulmaya başlıyor. 14-16 yaşlarına kadar, soyut düşünme ve tüm bilişsel becerilerin geliştiğini söylemek mümkün değil. 18 yaş itibariyle sağlıklı bireylerde, artık hormonların dengelendiğini, beyin yapısal parçalarının ve bilişsel becerilerin tamamlandığını söylemek mümkün. Yine de beynin bazı özellikleri neredeyse 10 yıl yani ilk erişkinlik evresine kadar gelişmeye devam ediyor.

Görüldüğü gibi, henüz eleştirel düşünme becerisi gelişmemiş bir kız çocuğunun “küçüğün rızası” gibi aşağılık bir kavramla birilerine peşkeş çekilmesi sonucunda, o çocuğun yaşayacağı fiziksel ve psikolojik acı ve gelişim bozuklukları kaçınılmaz. Bu bağlamda, anne-baba rızası ve yasaların yahut gerici bakış açısının emri durumu değiştirmiyor. Henüz yetişkin hale gelmemiş bir kız çocuğunun kendisinden 15-20 yaş büyük bir adamın zevklerini tatmin etsin diye hayatının karartılmasına göz yummak en hafif tabirle aymazlık ve tecavüzcü zihniyetin bir yansıması.

Peki bu evliliklerin çıktıları neler?

Yapılan eski bir çalışmada 1960 ile 1964 yılları arasında ergenlik yıllarında yapılan evliliklerin 15 yıl içerisinde boşanma oranı %26 olarak belirlenmiş. Aynı yıllar arasında, 20-24 yaşlarında evlenen kadınların boşanma oranın %16 olduğu görülüyor. Tabii bu boşanmanın ülkemizde gerçekleşmesi facia ile sonuçlanabiliyor. Boşanan kadın toplumda “hafif meşrep”, TDK’nın tanımıyla “müsait” olarak kabul edilirken, erkek egemen namus kavramı yüzünden hikaye kadın cinayetiyle son buluyor.

Henüz Kasım ayının başında yayınlanmış bir başka çalışma ise, 18 yaşından önce evlendirilen kız çocuklarının, geç yaşlarda evlenenlere oranla çok daha fazla fiziksel, duygusal ve cinsel şiddete maruz kaldığını gösteriyor. Araştırmacılar, kız çocuklarının evlilik içinde güçlü taraf olmasının imkansız olduğunu düşünüyorlar. Bu nedenle çocuk, şiddet tehlikesine açık hale geliyor. Dahası, eğitime erişme imkanı ortadan kalkan çocuk, çoğunlukla hayatı boyunca ekonomik özgürlüğünü kazanamadığından sürekli bağımlı hale geliyor. Kadını koruyan sosyal imkanların olmaması çocuğu çaresizliğe sürüklüyor. Eğer bu çocuk, şiddet nedeniyle hayatını kaybetmediyse intihar yolunu seçiyor.

Bu konuda en acı veren sonuçlardan bir diğeri ise çocuğun hamile kalması. Yukarıda anlattığım gibi fiziksel gelişimin tamamlanmamış olması nedeniyle, çocukların doğumları çok büyük komplikasyonlara açık. Hem anne hem bebek sağlığı büyük tehdit altında. Bu doğumlardaki bebek-anne ölüm oranları, daha geç yaştaki doğumlara göre yüksek olduğu gibi, doğan bebeğin kilosunun düşün olması, erken doğumlar, sakat doğumlar gibi birçok sorun gözlemlenmiş.

Doğumla ilgili sorunlar sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik. Henüz kendi gelişimini tamamlamamış bir çocuk olan anne, başka bir bebeğin ağır sorumluluğu altında eziliyor. Doğum sonrası depresyon en çok görülen sorunların başında geliyor. Bunun ötesinde, eğitimden mahrum bir anne ve tecavüzcü baba tarafından yetiştirilen bebeğin geleceği de tehdit altına giriyor.

Sonuç

Sonuç aslında çok açık. Her ne sebeple olursa olsun, bir çocuğun evliliğe rızası olamaz. Bunu ne yasalarla ne de sosyal normlarınızla değiştirebilirsiniz. Çocuğa verdiğiniz psikolojik ve fiziksel acının üstünü, dini kurallarınızla, gerici yasalarınızla örtemezsiniz.

Kendisinin karar verme yetisi olmayan çocuklara yaptığınız her türlü cinsel girişim, dokunuş ve söylem tecavüzdür. Hani sorup duruyorsunuz ya “e benim babam tecavüzcü müydü?” diye, evet tecavüzcüydü. Gelişimini tamamlamamış her çocukla yaşadığınız cinsel ilişki net bir biçimde tecavüzdür. Bunun lamı cimi yoktur, eğip bükemezsiniz.

Salı günü o meclisten geçecek yasanın hesabını bir başka dünyada değil, bizzat bu dünyada vereceksiniz. Bu acılara maruz bıraktığınız çocuklar, gün gelip sizin yakanıza yapışacak ve o gün televizyonlarda sırıttığınız gibi sırıtamayacaksınız. Tecavüz meşrulaştırılamaz!

Kaynaklar:

  1. http://www.tuik.gov.tr/duyurular/duyuru_1591.pdf?utm_source…utm
  2. https://www.unicef.org/publications/files/UNICEF_SOWC_2016.pdf
  3. Kiernan, Kathleen E. “Teenage marriage and marital breakdown: a longitudinal study.”Population Studies 1 (1986): 35-54.
  4. Yount, K.M., Crandall, A., Cheong, Y.F. et al. “Child marriage and intimate partner violence in rural Bangladesh: A longitudinal multilevel analysis.” Demography (2016). doi:10.1007/s13524-016-0520-8
  5. Dixon‐Mueller, Ruth. “How young is “too young”? Comparative perspectives on adolescent sexual, marital, and reproductive transitions.”Studies in Family Planning 4 (2008): 247-262.

3 thoughts on “Çocuk Çocuktur, Gelin Tecavüzcü Kılıfıdır!”

  1. Merhaba Ezgi hanım,
    “Organize Bir Bilimsel Ahlaksızlık Örneği Daha” başlıklı yazınızı Odatv’de görmüştüm, sonrada blog’unuzdan okumuştum. Şimdi yazıyı bir arkadaş apaylaşmak istediğimde sayfa açılamıyor hatası aldım. İlginç şekilde blog başlığı görünmesine rağmen yazıya tıklayınca sayfaya ulaşılamıyor. Ama siz farketmiyor olabilirsiniz bunu.
    Daha ilginci Odatv’den yazıya ulşamaya çalışınca da ulaşamadım. Cep telefonundan açabilirken, bilgisayardaki browser’dan ulşılamıyor.
    Sizin ezgimo.com adresinden okumak için de “proxy” kullanmam gerekti.

    Kısacası;
    Sayfanıza birileri saldırı yapmış olabilir veya bağlantıda hata oluşmuş olabilir. Yazınızı çok beğenmıiştim, hatayı düzeltebilirmisiniz.

    Teşekkürler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir